Ek Gösterge 3000 Değil, 3600 Olmalı

Gündoğdu, “Öğretmenlerin sorunlarını konuşalım ama bu sözde değil, özde olsun. ‘Öğretmenler Günü’ darbeci zihniyetle anılan bir gün olmaktan çıkarılsın, öğretmenlerin mali ve sosyal hakları güzel ahlaklı insan yetiştirmeyi teşvik edecek düzeyde, şartlarda olması sağlansın” dedi.

 

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü gibi evrensel bir gün olduğunu hatırlatan Gündoğdu, “Türkiye’de Öğretmenler Günü, 24 Kasım 1981 tarihinde darbe yönetimi tarafından ihdas edilmiştir. Bu durum, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü darbeci zihniyetle anılan bir gün haline getirmiştir. Bu şartlarda sivil, demokratik, coşkuyu beraberinde getiren bir günden bahsetmemiz mümkün değil” şeklinde konuştu.

 

Öğretmenlerin Sadece Bir Gün Değil, Her Gün Hatırlanmasını İstiyoruz

 

‘Öğretmeni seviyoruz’ diyen geçmiş iktidarların, hiçbir zaman öğretmene hak ettiği değeri vermediğini vurgulayan Gündoğdu, şunları söyledi: “Astsubay kardeşlerimize 3600 gösterge verildi. Hak ediyorlar. Ama bu ülkenin geleceğini inşa eden öğretmenlerin de göstergesinin 3000 değil, 3600 olması lazım. Son bir buçuk, iki yıllık TEOG ve benzeri uygulamalarla okulun, öğretmenin merkeze konulmaya başladığını görüyoruz. Biz öğretmenlerin bir gün değil, her gün hatırlanmasını istiyoruz. Öğretmenlerin sorunlarını konuşalım; ama bu sözde değil özde olsun. Öğretmenler günü darbeci zihniyetle anılan bir gün olmaktan çıkarılsın, öğretmenlerin mali ve sosyal hakları güzel ahlaklı insan yetiştirmeyi teşvik edecek düzey ve şartlarda olması sağlansın.”

 

Eğitimdeki Sorunlar Giderilmeli

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Ocak ayında 15 bin öğretmen alacağız” sözünü hatırlatan Gündoğdu, “Öğretmenler Günü’nde verilmiş bir müjde, bu konuda Sayın Başbakana teşekkür ediyorum. Ama 110 bin öğretmen açığı var, 47 bin öğretmen asgari ücretle çalıştırılıyor ve bunların pedagojik formasyonunun olup olmaması bile önemli değil. Çünkü ‘bari ders boş geçmesin’ mantığıyla yapılıyor. Ankara’nın Haymanası’ndan Giresun’un Alucrası’na, Doğu ve Güneydoğu’nun yüzde 99 yerine, kalkınmada öncelikli yerlerde mahrumiyetler var. Buralarda öğretmenleri çalıştırmak için teşvike ihtiyaç var. Teorik olarak haklısınız deniliyor ama uygulamada bunun karşılığı olmuyor. Öğretmenin hâlâ şiddete uğradığı ve iki çocuğuna bakamayan, bakmakta sıkıntı çeken veli gerçeğinin olduğu bir yerde, ortalama 40 çocuğa, kendi çocuğuna bakamayanların çocuğuna bile bakan öğretmenlerimiz saygınlık açısından hak ettiği değeri görmüyor. Bu bakıştaki yanlışlığın, eksikliğin şiddete dönüşmesi gibi bir durum da var. Öğretmenlerimiz şiddet korkusuyla karşı karşıya. Bunun aşılması için toplumun her kesimine, devletin her ferdine görev düşüyor” ifadelerini kullandı.

 

Öğretmenlere Hakları Teslim Edilsin

 

Nöbet ücreti konusunda da öğretmenlerin sıkıntılar yaşadığının altını çizen Gündoğdu, şöyle devam etti:

 

“Öğretmene rotasyon, sorunları çözmez. Ortak akılla hareket edilmeli. Doktor, mühendis mesai tutup ücretini alırken, öğretmenler ücretini alamıyor. Antalya’da yapılan Ulusal Öğretmen Stratejisi çalıştay>

Haberin devamı için TIKLAYINIZ

Seo kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Öğretmenlerin Yüzde 70’i Bırakmayı Düşünüyor

EĞİTİM-İş’in yaptığı ankette araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını, yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69’u ise daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtiyor.


KAZANDIKLARI PARA İLE ÇOCUKLARINA BAKAMIYORLAR


Ankete göre öğretmenlerin yüzde 93’ü mesleğinden elde ettiği gelirleri, yüzde 91’i de eğitim öğretime hazırlık ödeneğini yetersiz buluyor. Öğretmenlerin yüzde 87’si ek ders ücretlerinin kesilmemesi için hasta raporlarını işleme koydurmak istemediklerini belirtirken yüzde 73’ü gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerle benzer çalışma koşullarına sahip olmadıklarını vurguluyor. Yine öğretmenlerin yüzde 68’i kazandığı para ile çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadığını kaydediyor.


Öğretmenlerin yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69’u daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını söylüyor. Öğretmenlik mesleği ile ilgili soruların da yönetildiği araştırmaya göre katılımcıların yüzde 89’u gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle öğretmenlik mesleğinin saygınlığının azaldığını düşünüyor, yüzde 85’i son 10 yılda alım gücünün düştüğünü ifade ediyor.


ATANAMAYAN ÖĞRETMEN SAYISI BİR ÜLKE NÜFUSUNU GEÇTİ


Sayıları her geçen yıl artan atanamayan öğretmen sayısının 320 bin nüfuslu İzlanda’yı geçerek, 330 bine ulaştı. Her fırsatta eylem yaparak seslerini duyurmaya çalışan sayısının 330 bini bulduğu ifade edilen atanamayan öğretmenler Türkiye’de ‘ücretli polis’,’ücretli hâkim, savcı’,’ücretli doktor’ uygulaması olmadığı halde eğitimde devam eden bu uygulamanın kangrene dönüştüğünü hatırlattı. Eğitim ve fen edebiyat fakültelerinin her yıl mezun vermeye devam ettiği bu yığılmanın önüne geçilebilmesi için üniversitelere öğrenci alımının azaltılması, ücretli öğretmenliğe son verilmesi, emekliliği gelmiş eğitimcilerin ayrılması istendi.


ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE İÇLERİ BURUK


Yıllardan bu yana hayalini kurdukları göreve başlayacakları günü beklediklerini ifade eden atanamayan öğretmenler, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde içlerinin buruk olduğunu söyledi. Atanamayan öğretmenler mesleklerini yapamamaktan, yakınırken, KPSS’de 80 puan alan arkadaşlarının bile görevlendirilmediğini, diğer branşlarda 60 puan alanların bile işe alındığını anlattı. Türk Eğitim Sen verilerine göre, Türkiye’de özellikle branş öğretmenleri konusunda ciddi sıkıntı bulunuyor.


EN FAZLA 1000 TL ÜCRET


2000’li yılların başında 60-70 bin olan ataması yapılmayan öğretmen sayısının 2013 yılı itibarıyla 350 bini bulduğu, son dönemlerde sınıf öğretmenlerinin, branş öğretmeni olarak görev yaptığı bu nedenle asıl görev yapması gereken branş öğretmenlerinin atanamadığı ifade edildi. Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, atanamayan öğretmen sayısının 330 bin dolayında olduğunu ifade ederken, “Bu sayı İzlanda’nın nüfusundan daha f>

Haberin devamı için TIKLAYINIZ

Seo kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Avcı’ya: Öğretmenlerden Özür Dileyin

GENEL BAŞKAN BAKAN AVCI’YA “SİZİ TÜM ÖĞRETMENLERDEN ÖZÜR DİLEMEYE DAVET EDİYORUM” DEDİ.

 

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Kayseri 1 ve 2 No’lu Şubelerin düzenlediği 24 Kasım Öğretmenler Günü programına katıldı. Genel Başkan’a Genel mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan ile Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir eşlik etti. Toplantıda Kayseri 1 ve 2 No’lu Şube Başkanları ve şube yönetim kurulu üyeleri, Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı diğer sendikaların şube başkanları ve şube yönetim kurulu üyeleri ile üyelerimiz de hazır bulundu.

 

Öğretmenlik mesleği bu ülkede itibar kaybeden bir meslek sınıfı içinde zikrediliyorsa, bu ülkeyi yönetenlerin esamesinin okunmaması gerekir.

 

Toplantıda bir konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutladı ve Başöğretmenimiz Atatürk ile şehit öğretmenlerimizi rahmet ve minnetle andı. Koncuk şunları söyledi:  “Ben öğretmenlik mesleğinin itibar kaybeden bir meslek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü öğretmenlik, peygamberlik mesleğidir. Bu nedenle öğretmenlik mesleğinin itibarının azalması mümkün değildir. Şayet öğretmenlik mesleği bu ülkede itibar kaybeden bir meslek sınıfı içinde zikrediliyorsa, bu ülkeyi yönetenlerin esamesinin okunmaması gerekir. Öğretmenlik mesleğinin kıymetini bilmeyen siyasi irade aslında kendi itibarını ayaklar altına aldığının ne zaman farkına varacak? Böylesine önemli bir mesleğin başarısız kılınması Türkiye Cumhuriyeti Devletini büyük bir kaosu beklediğinin işaretidir.”

 

Sizi tüm öğretmenlerimizden, iktidarınızdan önceki tüm nesillerden özür dilemeye davet ediyorum. Mankurtlaşma iddialarını reddediyor, kendilerine iade ediyorum.

 

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın, ‘Şimdi geriye doğru baktığımız zaman, Türk eğitim sisteminin de daha doğrusu bize dayatılmak istenen birçok eğitim sisteminin de bir ‘mankurtlaştırma’ olduğunu görüyoruz’ şeklindeki sözlerini de eleştiren Koncuk, “Sayın Bakan, sen o ‘mankurtlaştıran’ dediğin sistemin ürünü değil misin? 60 yaşındasın. Seni de, Başbakanı da, Cumhurbaşkanını da yetiştiren bu sistem değil mi? Siz bu millete sizin iktidarınızdan önce bu eğitim sisteminden mezun olmuş insanlara topyekün hakaret ettiğinizi, onları mankurt olmakla suçladığınızı anlayamıyor musunuz? 10 yılda mı eğitim sistemi bu hale geldi? Bundan önce yapılanları red mi edeceksiniz? Ben 33 yıllık öğretmenim. Benim emeğimi, buradaki arkadaşlarımızın alın terini red mi edeceksiniz? Onların adam gibi öğrenci yetiştirme mücadelesini red mi edeceğiz? Bu tüm öğretmenlerimize, sizin iktidarınızdan önce bu mesleği icra edenlere, MEB Teşkilatı’nda emek veren, alın teri dökenlere bir hakarettir. Sizi tüm öğretmenlerimizden, iktidarınızdan önceki tüm nesillerden özür dilemeye davet ediyorum. Mankurtlaşma iddialarını reddediyor, kendilerine iade ediyorum” diye konuştu.  

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her vatandaşı etnik kökeni, mezhebi, siyasi anlayışı ne olursa olsun, o ülkeyi yönetenler tarafından saygıdeğer bir vatandaş olarak görülmediği müddetçe, o ülkede huzur ve gelişme olmaz.

 

Şu anda MEB Teşkilatlarının ehil olmayanlara teslim edildiğini kaydeden Koncuk, “Bunlar adeta çete, eşkıya zihniyeti ile davranarak, hak eden insanların alın terini, 20, 30 yılını çaldılar. Eğitime ömrüne vakfetmiş insanları ucube bir kanunla görevlerinden alaşağı ettiniz. Sizin iktidar olarak insan haklarından, haktan, adaletten, hukuktan bahsetme hakkınız artık bitmiştir. Bunu ancak bilmeyen insanlara yutturabilirsiniz. Tüm bunlar sadece MEB’de de yaşanmıyor, tüm kamuda yaşanıyor. Yüce Allah, ‘emaneti ehline teslim ediniz’ diyor. Hz. Peygamberimiz de Kâbe’nin anahtarını bekçiden alarak amcasına veriyor. Ama bir müddet sonra o kişinin daha iyi yapacağı anlaşıldığında Kâbe’nin anahtarını amcasından alıyor ve yeniden daha ehil olana veriyor. Siz bu örnekleri hiç duymadınız mı? Böylesine ilkel, insani değerlerden, hukuktan, İslami değerlerden uzak bir tavırla Türk milli eğitimi nereye gider? Ayrımcılık yaptığınız artık üstü kapatılamayacak kadar açık. Okullarımıza siyasetin, ayrımcılığın ellerini soktunuz. Onun adamı, benim adamım diye insanları kategorize ettiniz. Bir devlet, anladığımız anlamda kâmil ise evrensel hukukun tüm değerlerini uygular. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her vatandaşı etnik kökeni, mezhebi, siyasi anlayışı ne olursa olsun, o ülkeyi yönetenler tarafından saygıdeğer bir vatandaş olarak görülmediği müddetçe, o ülkede huzur ve gelişme olmaz.” dedi.

 

Bakan Avcı’ya ‘Cennet var ama cehennem de var’ diye seslenmiştim. Orada Milli Eğitim Bakanına, müsteşara, öğretmene, hizmetliye ayrı davranılmayacak. Orada torpil de yok, mülakat komisyonları da yok. Neyse halin o çıkar falın.

 

Öğretmenlerin Türkiye’nin dinamikleri olduğunu kaydeden Koncuk, “Eğer öğretmenler birtakım gayri ahlaki anlayışlara, yanlış stratejilere sadece günü kurtarmak adına teslim oluyorsa ve sadece kendisi için yaşayan insanlar haline gelmişse o zaman yandık demektir” diye konuştu. Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Sizin iradenizden başka bu ülkenin geleceğini düzeltecek başka bir mekanizma yok. Bu kadar önemli bir görev ifade ediyorsunuz.

 

Dünya malı dünyada kalır. Önce insan gibi, adam gibi omuzlarımıza yüklenmiş olan bu sorumluluğu yerine getirelim. Ama okul yöneticisi, şube müdürü olmak için tüm değerleri ayaklar altına alan insanlar görüyorum. Bir öğretmenin bu kadar küçük hesaplar içinde olması asla kabul edilemez. Bu nedenle 800 bin öğretmene sesleniyorum: Şahsiyetine sahip çıkın. Dimdik durun. İnandığınız değerlerle yaşayın. Sorumluluklarınızın bu milleti geleceğe taşımak olduğunu bilin ve buna göre davranın.

 

“Zulüm ile adap olunmaz. Birinin bilerek hakkını gasp ediyorsanız, hangi makamda olursanız olun –ister Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan olun- bu sizi kurtarmaz. Ben Bakan Avcı’ya ‘Cennet var ama cehennem de var’ diye seslenmiştim. Orada Milli Eğitim Bakanına, müsteşara, öğretmene, hizmetliye ayrı davranılmayacak. Orada torpil de yok, mülakat komisyonları da yok. Neyse halin o çıkar falın.

 

Binlerce insanın alın teri çalındı. Sayın Bakan, Sayın Başbakan bunu size anlattım. Başbakan’a ‘ Yüce dinimiz işi ehline veriniz diyor. Bu mevzuatla işi nasıl ehline vereceğiz? İşi ancak yağcıya veririz. Bu ülkeye yazık olur’ dedim. Peki liyakati, kabiliyeti, becerisi olmadığı halde makamlara getirdiğiniz insanlarla ne yapacaksınız? Bunun bedelini nasıl ödeyeceksiniz? Bu dünyada, milletin parasıyla lüks saraylarda yaşayabilir, lüks makam araçlarına binebilirsiniz ama vallahi bunlar sizi kurtarmaz. Bu yaptıklarınızın bedelini soracak ilahi bir irade var.”


Eğer 2015 genel seçimlerinde bu iktidar Anayasa’yı değiştirme çoğunluğuna sahip olursa, kafadan değiştirecekleri maddelerden biri Anayasa’nın 128. maddesidir.

 

Çalışma hayatının çok ciddi tehditler altında olduğunu söyleyen Genel Başkan İsmail Koncuk, iş güvencesinin devlet memurlarının varlık sebebi olduğunu kaydetti. Koncuk şunları söyledi: “İş güvencesini teminat altına alan madde, Anayasa’nın 128. maddesidir. Bu madde, devlet memurluğunu tanımlayan tek maddedir. Bu maddeye kafaya takan iktidar, maddenin kaldırılması konusunu Anayasa Uzlaşma Komisyonuna getirdi ancak bu, CHP ve MHP’nin itirazıyla geçmedi. Cumhurbaşkanımız, Başbakan olduğu dönemde, 17 Aralık tarihinden sonra ‘657’yi değiştireceğiz, iş güvencesini kaldıracağız’ demişti. Bakınız, devlet memurla>

Haberin devamı için TIKLAYINIZ

Seo kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Şube Müdürlüğü Ataması Yeniden Mi Yapılacak?

CHP Milletvekili Nur SERTER, danışmanları aracılığı ile şube müdürlüğü atamalarının yeniden yapılacağını bu konuda Milli Eğitim Bakanı Nabi AVCI’nın söz verdiğini iddia etti.


Cuma günü MEB bütçesinin görüşmeleri sırasında , CHP milletvekili Nur SERTER’in şube müdürlüğü atamalarını Milli Eğitim Bakanı Nabi AVCI Bey’e sorduğu ve Bakan Bey’in şube müdürlüğü atamalarının sınav ve sözlü puanlarının aritmetik ortalamasına göre yeniden yapılacağını açıkladığını , bu sözlerin Meclis tutanaklarına geçtiğini iddia ediyor.

 

Cuma günü yapılan görüşmelerin Meclis tutanakları Meclis sitesine eklenmediği için bu konuda resmi bir bilgi veremiyoruz.

 

Haberin devamı için TIKLAYINIZ

Seo kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ülkeyi yönetenler Öğretmenleri unuttu

 GENEL BAŞKAN: “KİME OY VERİRSENİZ VERİN AMA ÖNCE KENDİ GELECEĞİNİZE OY VERİN.”


Türkiye Kamu-Sen üyeleri Çankırı’da 24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle biraraya geldi. Toplantıya Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türk Eğitim-Sen Genel Mali Sekreteri Seyit Ali Kaplan, Türk Eğitim-Sen Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların Çankırı Şube Başkanları ve Şube Yönetim Kurulları ve üyelerimiz katıldı.  


 


Ülkeyi yönetenler öğretmenleri unuttular.


Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk toplantıda yaptığı konuşmada tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutladı. Koncuk şunları kaydetti: “24 Kasım, Ulu Önder Atatürk’ün millet mektepleri başöğretmenliği unvanı aldığı gündür. 24 Kasım’a önem verdiğimiz için o tarihte eylem yapmıyoruz. Öğretmenlik gerçekten önemli bir meslektir. Bütün insanları yetiştiren öğretmenlerimizdir. Birçok şeyi unuturuz ama öğretmenlerimizi asla unutmayız, unutmamalıyız. Ama ülkeyi yönetenler öğretmenleri unuttular. Öğretmenlik mesleği itibar kaybederken, bu itibarı yeniden ayağa kaldırmak adına bir çalışmaları da olmadı. Tüm kamu çalışanlarına saldırılar olduğu gibi öğretmenlerimize de saldırılar oldu. Bütün bunlar belki geçmişte hiç yaşamadığımız olaylardı ama bugün bunları fazlasıyla yaşıyoruz. Böyle bir ortamda 24 Kasım Öğretmenler Gününü Pazartesi günü kutlayacağız. Bu vesileyle tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutluyorum.”  


 


Hayatı şerefimizle yaşamaya talip olmalıyız. Altı boş olan bu tehditlere karşı dilimizle, gerekirse elimizle müdahale etmediğimiz sürece bu adamlar sürekli boş alan bulacaktır. Birçok kamu çalışanının yanlış sendikal tercihleri nedeniyle neleri kaybettiğini anlatmak bizim görevimizdir.


Çalışma hayatının büyük tehdit altında olduğunu kaydeden Koncuk, “Ayrımcıların kirli elleri okullarımıza kadar ulaştı. Yıllarca emek vermiş, alın teri dökmüş, Türk milli eğitimini bir yere getirmek için fedakârca çalışmış okul yöneticilerimizin büyük çoğunluğu görevden alındı. Uyduruk değerlendirmelerle, milli eğitim teşkilatında oluşmuş çetelerin gayretleri ile bu arkadaşlarımızın alın terleri hiç hesaba katılmadı. Büyük oranda tek özelliği yandaşlık, yalakalık yapmak olan, liyakatsiz kabiliyetsiz insanlara okullar teslim edildi. Yüce Allah, ‘İşi ehline veriniz’ diyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu’na da ifade ettim. ‘Bu anlayışla işi nasıl ehline vereceğiz? İnsanların alın teri çalınıyor, bunlar sizin iktidarınız döneminde oluyor’ dedim. Ama değişen bir şey olmadı. Aynı tas aynı hamam. Haksızlıklar yine aldı başını gidiyor. Burada bütün eğitim çalışanlarının, hatta tüm kamu çalışanlarının sağlam bir irade ortaya koyması lazım. Eğer okullarımıza siyasi müdahaleler açıkça bu şekilde devam ederse, hizmetlisinden öğretmenine kadar bütün arkadaşlarımız bilsin ki, o işyerinde, o okulda huzurlu çalışamazsınız. Sürekli korkarsınız, korkutulursunuz. Bir sendika tarafından hepinize aba altından sopa gösteriliyor. ‘Bize üye olmazsan başına şu iş gelir’ deniliyor. Tüm kamu kurumlarında aynı kirli senaryoyu uygulamaya koyuyorlar. Bu kirli anlayışa teslim olan kamu çalışanlarının sayısı ise azımsanamayacak kadar çok. Bunlara ‘Haydi git işine’ diyebilecek yüreklilikte bir tavır ortaya koymadığınız sürece meydanı boş görecekler. Sizler kamu görevlisisiniz. İş güvenceniz var. Kimsenin yapacağı bir şey yok. Bu kirli tezgâha gelmeyin. Bu kirli tezgâhı hep birlikte yok edebiliriz. Ne idiğü belirsiz 3 adam gelecek, bu ülkenin en aydın insanı olarak nitelendirdiğimiz öğretmenleri, memurları tehdit edecek ve onlar da bu tehdite boyun edecekler. Yok böyle bir şey!


Hayatı şerefimizle yaşamaya talip olmalıyız. Altı boş olan bu tehditlere karşı dilimizle, gerekirse elimizle müdahale etmediğimiz sürece bu adamlar sürekli boş alan bulacaktır. Birçok kamu çalışanının yanlış sendikal tercihleri nedeniyle neleri kaybettiğini anlatmak bizim görevimizdir.  Bunu hep birlikte yapmalıyız. Gelin ayağa kalkalım. Milli eğitim müdürlüklerinde, okullarda, adliyede, postanede, hastanede ayağa kalkalım. ‘Elinizden geleni ardınıza koymayın’ diyelim. Bakalım ne yapacaklar?


Bunlar düne kadar gölgelerinden korkan adamlardı. Bunların inandıkları tek şey menfaatleridir. Bunların dinle, ahlakla, imanla yakından uzaktan alakası yoktur. Menfaatlerin adamıdırlar. Bu menfaatperestler korkak olurlar. Bunların yalanlarına, kendilerini güçlü gibi gösteren tavırlarına inanmayın. İsmail Koncuk olarak tüm kamu çalışanları adına meydan okuyorum: Yapacağınız bir şey varsa, en yiğidiniz gelsin, işte buradayız! Biz bunların ağababalarını da biliriz. Diktatörler korkar. Demokrasiyi hazmetmiş insanlar halktan korkmaz, insanları ayrımcılığa tabi tutmaz, tüm insanları kucaklar. Biz demokrasiyi hazmettik, kimseden korkumuz yok. Kimseyi ötekileştirmiyoruz. Korku bizi yanlışa sevk eder. Hele ki sanal korkular…” diye konuştu.


 


Rotasyonla ilgili MEB yetkilileri ile görüştüm. Rotasyonun 15 yılını dolduranlara uygulanacağını, daha sonraki yıllarda rotasyonun süresinin kademeli olarak azalacağını söylediler.


Öğretmenlere getirilmesi planlanan rotasyon uygulamasına değinen Koncuk, MEB yetkililerinin rotasyonun önümüzdeki yıl 15 yılını dolduranlara uygulanacağını, daha sonraki yıllarda bu sürenin kademeli olarak düşürüleceğini söylediklerini ifade etti. Koncuk şöyle konuştu: “Yandaş sendika rotasyon uygulaması ile ilgili olarak ‘Bize üye olmayan insanlar kötü yerlere gidecek’ diyor. Oysa rotasyon getirilse bile öğretmenler tercihlerine, puan üstünlüğüne göre okullarda görevlendirilecek. Ama öğretmenlerimizin bir kısmı bu tezgâha düşüyor. Bunlara inanmayın. Bunlar her türlü yalanı mübah görecek kadar ahlaksızlar.


Öte yandan rotasyonla ilgili MEB yetkilileri ile görüştüm. Rotasyonun 15 yılını dolduranlara uygulanacağını, ilçe merkezli olacağını, Büyükşehirlerde iki ilçeyi birleştirip uygulayabileceklerini belirttiler. Daha sonraki yıllar itibariyle rotasyonun süresini 14 yıla, 13 yıla düşürecekler, yani kademeli bir azalma olacak.


Ben rotasyonu doğru bulmuyorum. Ama destekleyenler de var. Rotasyon insanlara umdukları faydayı sağlamayacak. Köyde görev yapanlar merkeze gelebilir miyim diye rotasyonu destekliyor ama rotasyon bu sonucu doğurmayacak.”


Memnun-Sen Genel Başkanın ağzından ek zam talebi duyan var mı?


Eğer bu sendika 15 Mayıs 2015 tarihi itibariyle yine yetkili konfederasyon olursa bütün arkadaşlarımız bilsin ki; 2016 ve 2017 yıllarını da kaybedeceğiz, satılmaya hazır olun.


Genel Başkan Koncuk toplu sözleşme ile ilgili açıklamalar da yaparak, Türkiye Kamu-Sen’in yüzde 12 ek zam talebine değindi. Koncuk şöyle konuştu: “1 Ağustos 2013 tarihinde toplu sözleşme masasına oturduk. Birkaç toplantı yaptık, hemen ardından Ramazan Bayramından önce 123 TL’ye imza attılar. Bu adamlar her şeyden memnun. Onlar Memnun-Sen,  biz de Gayri Memnun-Sen mi oluyoruz, bilmiyorum. Ama bize ne derlerse desinler biz ülkemiz ve kamu çalışanları adına doğruları söylemeye devam edeceğiz.  Bunlara dedik ki, ‘Bunu yapmayın. 2014 yılında yerel seçimler var, Cumhurbaşkanlığı seçimi var, 2015 yılının Haziran ayında genel seçimler var. Siyasi iktidarın en sıkıştığı nokta seçimdir. Bunu kullanalım’ dedik. Ama onların işi iktidarı sıkıştırmak değil ki, iktidarın elini kolaylaştırmak.


Dolayısıyla toplu sözleşmede 2014 yılı için 123 TL’ye, 2015 yılı için ise yüzde 3+3 zamma imza attılar ve ‘Tarihi başarı elde ettik’ diye internet sitelerine reklam verdiler. Bizler o dönemde de memurların pazarlandığını sık sık dile getirdik. Soruyorum size: 123 TL’den memnun olan bir Allah’ın kulu var mı? Olamaz.


Toplu sözleşmede enflasyon farkını da alamadılar. Enflasyon hedefi o zaman yüzde 5.3, enflasyonun orta noktası yüzde 5.5 idi. Ama bugün enflasyonun orta noktası kalmadı, enflasyon hedefi yüzde 9.4 olarak revize edildi. Ortalama memur maaşına yüzde 5.2 zam yapıldı. Yeni yılda vergi ve cezalar yüzde 10.11 oranında artacak. Kamu çalışanlarının maaşlarına ise yüzde 5.2 oranında zam yapılıyor. Bu bir tezattır. Enflasyonun 2014 yılı sonu itibariyle yüzde 9.4 or>

Haberin devamı için TIKLAYINIZ

Seo kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

EĞİTİM BİR SEN TİYATROSU

 Türk Eğitim Sen  Tekirdağ Şube Başkanı Muzaffer Doğan, yeni bir iddiada bulundu. Eğitim Bir Sen dışındakiler aranarak başvuru yaptıkları okul tercihlerinin zorla değiştirildiğini iddia etti. 



“İKNA ETMEK İÇİN UZATTILAR”


Türk Eğitim Sen  Tekirdağ Şube Başkanı Muzaffer Doğan, “Yandaş olmayan eğitimciler 13 Kasım- 18 Kasım tarihleri arasında açıklanan okullara tercihlerini yaptılar. 17 Kasım Pazartesi günü tamamlanması gereken başvurular, Eğitim Bir Senin hesaplarını karıştıran başvuru sahiplerini ikna etmek için 18 Kasım akşamına kadar uzatıldı. Şimdi ikna ekipleri Eğitim Bir Senin isteği dışında tercihlerini yapan başvuru sahiplerini arayarak, tercihlerini değiştirmesi yönünde zorladıkları söylenmektedir” dedi.


“HİÇBİR İLDE YAPILMADI”


Tekirdağ Şube Başkanı Muzaffer Doğan, ” Başka hiçbir ilde yapılmayan bu başvuru uzatmalar sonunda eğitimciler;  “Tekirdağ milli eğitimini kimin yönettiğini, atamaları kimin yaptığını anlamakta zorluk çekmekteyiz.”  dediler. Sendikanın isteği üzerine yapıldığı söylenen bu başvuru uzatmaları eğitim çalışanlarının tepkisine yol açtı. Sonuç olarak tüm etkili ve yetkili makamlar ile sağduyu sahiplerini duyarlı olmaya çağırıyoruz. Oynanmakta olan bu Eğitim Bir Sen tiyatrosu, Tekirdağ eğitimine zarar vermektedir” diye konuştu.



Türk Eğitim Sen  Tekirdağ Şube Başkanı Muzaffer Doğan, yeni bir iddiada bulundu. Eğitim Bir Sen dışındakiler aranarak başvuru yaptıkları okul tercihlerinin zorla değiştirildiğini iddia etti. 

Bilindiği gibi ilk defa ve yeniden atama kapsamında sekiz yılını dolduran tüm öğretmenler ile daha 

önce görev yapmış okul müdürlerimiz yeniden mülakata tabi tutulmuşlar, yıllarca başarılı çalışmalar yapmış birçok okul müdürümüz sırf eğitim bir senli olmadıkları için>

Haberin devamı için TIKLAYINIZ

Seo kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

MÜDÜR ATAMA DAVALARINDA SAHTE BELGEYE DİKKAT!

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, MEB Yönetici Davalarında “Sahte Belge” konusuna dikkat çekti.


Genel Başkan tarafından yapılan o açıklama:


“Sendikamıza gelen bilgilerden, okul müdürlerinin açtıkları davalara idarenin yaptığı savunmalarda, yargıya yalan bilgiler verildiği anlaşılmaktadır.


İstanbul, Ankara, Denizli, Çanakkale illerinde, idare tarafından mahkemelere gönderilen bilgi ve belgelerde bazı müdürlerinin okullarından tam puan almalarına rağmen, okullarından olumsuz puan aldıklarına dair beleğeler düzenlendiği, aldıkları toplam puanın değiştirilemediği anlaşılmıştır>

Haberin devamı için TIKLAYINIZ

Seo kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Müdür atamalarına tepki gösteren sendika başkanı hakkında suç duyurusu

Türk Eğitim Sen Kayseri 2 Nolu Şube Başkanı Ali İhsan Öztürk, 22 Ağustos 2014 tarihinde Milli Eğitim Müdürlüğü önünde, Türk Eğitim 1 Nolu Şube ve Aktif Eğitim Sen üyelerinin de katılımı ile yapılan eylem ile ilgili olarak hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuş. Yapılan suç duyurusuna Cumhuriyet Savcılığı’nın, Öztürk’ün açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu vurgulayarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği ortaya çıktı.

Üç sendika başkanı ve üyeleri, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde müdür atamalarıyla ilgili eylem yapmışlardı. Sendika başkanları, müdür atamalarındaki adaletsizlikle ilgili bilgi almak içinde İl Milli Eğitim Müdürü’nün makamına çıkmış ve kendisiyle görüşmek istemişlerdi. Ancak Milli Eğitim Müdürü makamında bulunmamasından dolayı görüşme olmamış ve müdürün sekreteri daha sonrası için randevu taleplerini ileteceğini ifade etmesi üzerine makamdan ayrılmışlardı. 22 Ağustos 2014 tarihindeki bu olayla ilgili olarak Türk Eğitim Sen Kayseri 1 Nolu Şube Başkanı Ali İhsan Öztürk hakkında eylemde yaptığı konuşma nedeniyle Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğu ortaya çıktı. Öztürk hakkında kamu adına yapılan şikâyeti inceleyen Cumhuriyet Savcılığının, sendika başkanın devlet büyüklerine hakaret etmediğini hükmetti.

    Kamu adına yapılan şikayeti değerlendiren Cumhuriyet Savcılığı, kararında, “2014 yılı içerisinde uygulamaya konan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda müdür ve müdür yardımcısı olarak çalışan kadroların yürürlüğe giren kanunla Haziran 2014 içeris>

Haberin devamı için TIKLAYINIZ

Seo kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

‘O PAZARDA MAL OLMAYA NAMZET BİRÇOK İNSAN VAR’

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Bolu Şube’nin düzenlediği 24 Kasım Öğretmenler Günü programına katıldı. Genel Başkan’a Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreteri M. Yaşar Şahindoğan ile Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Sami Özdemir ve Türk Diyanet Vakıf Sen Genel Başkan Yrd. Metin Saltan eşlik etti. Programda Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Bolu Şube Başkanı Hüsnü Yaman, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri, daha önceki Başkanımız Fikret Başar, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalarımızın şube başkanları ve üyelerimiz katıldı.


Esasen bu saldırıların dolaylı suçlusu bu ülkeyi yönetenlerdir. Siz öğretmenleri toplum önünde tahkir ederseniz, öğretmenleri, memurları, doktorları, hemşireleri küçültücü ifadeler kullanırsanız; millet de bu insanlara gereken önemi ve saygıyı göstermez.


Bir konuşma yapan Genel Başkan İsmail Koncuk sözlerine tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutlayarak başladı. Öğretmenlerin itibar kaybetmesine dikkat çeken Koncuk şunları kaydetti: “24 Kasım Öğretmenler Günü yaklaşıyor. 24 Kasım, Atatürk’ün ‘Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ unvanı aldığı gün. Bu yüzden bizim için ayrı bir önemi var. Nice Öğretmenler Günü diliyorum; tüm milletimizin öğretmenlerimize sahip çıkmasını istiyorum. Maalesef Türkiye’de öğretmenlik mesleği itibar kaybeden bir meslek haline geldi. Oysa öğretmenle birlikte kaybedilen milletin geleceğidir. Eğitim-öğretim davasının en önemli enstrümanı olan öğretmenleri ekonomik, sosyal açıdan kazanamadığımız sürece eğitim-öğretim davasında başarılı olamayız. Bunu ülkeyi yönetenlerin beyninin her zerresine nakşetmesi lazım. İktidar-muhalefet herkesin öğretmenleri kazanma davasının, Türkiye’nin geleceğini kazanma davası olduğunu bilmesi lazım. Son yıllarda öğretmenlerimize ciddi saldırılar oluyor. Bu saldırıları ülkeyi yönetenler görmezden geliyor. Esasen bu saldırıların dolaylı suçlusu bu ülkeyi yönetenlerdir. Siz öğretmenleri toplum önünde tahkir ederseniz, öğretmenleri, memurları, doktorları, hemşireleri küçültücü ifadeler kullanırsanız; millet de bu insanlara gereken önemi ve saygıyı göstermez. Bu nedenle ülkeyi yönetenlerin, öğretmenlerin ve kamu çalışanlarının itibarını sağlamak için bir beyanda bulunması milli vazifedir. Ne yaparız da öğretmenlik mesleğini daha itibarlı hale getirmeliyiz, bunu konuşmalıyız. 34 yıllık öğretmenim. 34 yıl önceki öğrenci de, veli de yok. Öğrencimiz için ‘Eti senin, kemiği benim’ demiyoruz. Kimsenin etiyle, kemiğiyle işimiz yok ama ürettiğimiz değerlere saygıyı hak ettiğimizi düşünüyorum. En azından öğrencilerimizden bu saygıyı beklemek bizim hakkımızdır. Anne, babalara sesleniyorum: Öğretmeni çocuğunuzun gözünde küçültürseniz, o çocuğu kaybedersiniz. Öğretmenin davası, bu milletin davasıdır, sizin davanızdır.”


MEB tarafından 29 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek panele dikkat çeken Koncuk, “Panelistlerden biri benim. Konu ise ‘21. Yüzyılda nasıl bir eğitim anlayışı olmalı?’ Siz öğretmenlik mesleğini yerle bir ettiniz; 10, 20, 30 yıldır emek vermiş insanların alın terini çaldınız. Şimdi ‘21. Yüzyılda nasıl bir eğitim modeli olmalı?’ diye tartışıyorsunuz. Siz bu kafayla model falan uygulayamazsınız. Sayın Başbakan, Sayın Milli Eğitim Bakanı; eğer siz siyasi tahakkümü, ayrımcılığı okullara kadar sokuyorsanız, sizinle hangi modeli tartışacağız? ‘AKP’nin öğretmeni’, ‘Bizim değirmenimize su taşıyan öğretmen’ diye insanları ayrımcılığa tabi tutarsanız, hiçbir model eğitimimizi başarıya götüremez. Bizim yüce dinimiz ‘İşi ehline veriniz’ diye emrediyor. Allahtan, dinden, imandan, kul hakkından, hukuktan bahsedeceğiz ama işi ehline değil; liyakatsiz, kabiliyetsiz insanlara vereceğiz. Böyle bir anlayış olur mu?”  diye konuştu.


Hangi sendikal anlayış, hangi siyasal anlayış insanı pazarda mal derecesine düşürüyorsa, o anlayışa lanet olsun! Ama bu işin bir pazarı var. O pazarda mal olmaya namzet birçok insan da maalesef var. Üzüldüğüm taraf, bu insanların Türkiye’nin en aydın kesimi dediğimiz insanlardan oluşmasıdır.


MEB’de çetelerin oluşturulduğunu kaydeden Koncuk, “Bunların işi kafa koparmak, hak yemek, alın teri çalmak, hırsızlık yapmaktır. Okul yöneticilerinin yıllar içindeki emeğini görmezden gelip, alaşağı etmek, benim cebimdeki parayı çalmaktan çok daha büyük hırsızlık değil mi? Bunun hesabını elbette soracağız.  Hayatta tek amaç kazanmak değildir. Hayatta tek amaç; mücadele ederek, adam gibi dik durmak, şahsiyetimize sahip çıkmak olmalıdır. Maalesef insanlar kendilerini adeta pazarda mal gibi gören birtakım mahfillerin kendileri için ortaya koydukları oltaya takılmaktan imtina etmiyor. İnsan eşrefi mahlukattır. Yaratılmışların en üstünüdür. Dolayısıyla insan pazarda mal değildir. Hangi sendikal anlayış, hangi siyasal anlayış insanı pazarda mal derecesine düşürüyorsa, o anlayışa lanet olsun! Ama bu işin bir pazarı var. O pazarda mal olmaya namzet birçok insan da maalesef var. Üzüldüğüm taraf, bu insanların Türkiye’nin en aydın kesimi dediğimiz insanlardan oluşmasıdır. Birileri pazarlamak istiyor da, pazarlanmaya amade insanlar da var bu ülkede. Bu nedenle sizlerin duruşu çok önemli. Bizim önce bunu sağlamamız lazım. Öğretmen öğrencilere okuma-yazmayı, matematiği öğretmekten önce adam olmayı öğretmeli. Ama insan önce kendi adam olmalı ki, adam olmanın ne önemli bir şey olduğunu anlatabilsin. Hepiniz adamsınız. Bu pazarlamacı sendikal anlayışı da deşifre etmek bizim görevimizdir. Bu mücadeleyi biz vereceğiz. Her platformda da yüzlerine çarpıyoruz.


Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, İl Milli Eğitim Müdürlerini adil olmaları doğrultusunda uyardığını söylüyor. Yani bu konuda adil davranılmayacağını biliyor. Yani, ‘Ben uyardım ama Milli Eğitim Müdürleri beni dinlemedi, adil olmadı’ demek istiyor. Bakana sesleniyorum: Onları uyarmakla kurtulmuş mu oluyorsunuz? Vallahi de sizi binlerce insanın ahı tutar.        


Allaha şükürler olsun kul hakkı yemedik. Yarın Yüce Allah’ın huzuruna çıktığımızda kul hakkından sual edilmeyecek. Sayın Nabi Avcı, binlerce insanın ahını nasıl taşıyacaksın? Bırakın Milli Eğitim Bakanlığını, dünya krallığını verseler değmez. Bir insanın hakkını gasp ediyorsan, hangi makam seni kurtarabilir? Nice bakanlar gördük.  Hiçbirinin esamesi okunmuyor, isimleri hayırla yad edilmeyecek. Sen de hayırlı iş yapmadın, senin de esamen okunmayacak. Sen gideceksin ama biz yarın göğsümüzü gere gere burada konuşacağız” dedi.

AYM Başkanı Haşim Kılıç twitter hesabından şunu paylaşmış: Biz üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü sağlayacağız. Ne güzel! Ben de diyorum ki; Sayın Haşim Kılıç, binlerce insanın hakkı yeniliyor, insanlar fişleniyor. Sen bunları duymuyor musun?


Türk Eğitim-Sen’in MEB Yasası ile ilgili AYM Başkanı Haşim Kılıç’a mektup gönderme eyleminden söz eden Koncuk, “Hepimizin omuzlarına ciddi sorumluluklar düşüyor. Bunları çevremizdeki insanlara anlatalım. Anayasa Mahkemesi’ne mektup gönderme eylemi başlattık. Bu mektuba tüm öğretmenlerimiz imza atsın. AYM’yi de uyaralım. Haşim Kılıç twitter hesabından şunu paylaşmış: Biz üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü sağlayacağız. Ne güzel! Ben de diyorum ki; Sayın Haşim Kılıç, binlerce insanın hakkı yeniliyor, insanlar fişleniyor. Birecik’te okul müdürlüğü sözlü sınavına girecek kişiler Türk Eğitim-Sen üyesi, Türk faşisti, Aktif Eğitim-Sen üyesi, Alevi diye fişlenmiş. Konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduk. O fişçinin canına ot tıkayacağız. Bütün bunlar oluyor. Sayın Haşim Kılıç; sen bunları duymuyor musun?


Muğla’da İl Müdürü ve Milas İlçe Milli Eğitim Müdürü, komisyon üyelerine ‘Bu liste doğrultusunda puan vereceksiniz’ diyor. Ali Öğütveren isimli bir komisyon üyesi de ‘Ben bu liste doğrultusunda puan veremem, Allahtan korkarım’ diyor. Bunun üzerine Ali Öğütveren’in hazır listeleri onaylamadığı için İl Milli Eğitim Müdürü tarafından istifası isteniyor. Öğütveren dilekçesinde bunları tek tek yazıyor. Dilekçeyi Bakanlığa gönderdik, suç duyurusunda bulunduk. Emin olun, bu kişileri o makamda oturtmayacağız. El mi yaman, Türk Eğitim-Sen mi yaman göreceğiz. O koltuklarda otururlarsa, Nabi Avcı da rahat rahat koltuğunda oturamaz. Ya o adamlar oradan kalkacak ya da MEB Bakanı o koltukta oturmayacak. O koltuğu Milli Eğitim Bakanına iğneli fıçı yaparız” dedi.


Siz enflasyonu 9.4 olarak revize ediyorsunuz, ama memura yaptığınız zammı enflasyon hedefine göre revize etmiyorsunuz. Maliye Bakanı da ‘Memura ek zam yapamayız. Çünkü memurların ekonomik hakları toplu sözleşme masasında görüşülüyor’ diyor. Hakim ve savcılara nasıl ek zam yapıyorsunuz? Onlar bu ülkenin memuru değil mi?


Türkiye Kamu-Sen’in 6 Aralık tarihinde yapacağı ek zam mitingine değinen Genel Başkan Koncuk, şunları kaydetti: “6 Aralık tarihinde yürüyüş ve miting yapacağız. Ek zam talep edeceğiz. 2014 yılında 123 TL zam yapıldı. Enflasyon hedefi o zaman yüzde 5.3, enflasyonun orta noktası yüzde 5.5 idi. Ama bugün enflasyonun orta noktası kalmadı, enflasyon hedefi yüzde 9.4 olarak revize edildi. Ortalama memur maaşına yüzde 5.2 zam yapıldı. Siz enflasyonu 9.4 olarak revize ediyorsunuz, ama memura yaptığınız zammı enflasyon hedefine göre revize etmiyorsunuz. Maliye Bakanı da ‘Memura ek zam yapamayız. Çünkü memurların ekonomik hakları toplu sözleşme masasında görüşülüyor’ diyor. Hakim ve savcılara nasıl ek zam yapıyorsunuz? Onlar bu ülkenin memuru değil mi?


Akademisyenlerin mağduriyetlerini dile getirdik, ek zam istedik. Akademisyenlerimize ek zam yapıldı. Hayırlı uğurlu olsun. Onların haklarıdır. Hâkim ve savcıya da verin, kıskanmıyoruz ama 2 milyon 600 bin kamu çalışanı, 1 milyon 800 bin memur emeklisi var. 30 yıl görev yapan devlet memuru emekli olduğunda 1.700 TL maaş alıyor. Emin olun bu rakamlar karşısında herkesin kahrolması lazım.


Yüzde 12 ek zam talebi ortaya koyduk. Kamu çalışanlarının son 10 ayda alım gücünde 240 TL azalma meydana gelmiş. Yüzde 12 zam bu açığımızı kapatabilir. Yüzde 12 zam en düşük devlet memuru maaşında 201 TL zam, ortalama memur maaşında ise 260 TL’lik artış demektir. Talebimiz bu. 6 Aralık’ta Ankara’da bunu isteyeceğ>

Haberin devamı için TIKLAYINIZ

Seo kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Milli Eğitim’in sakladığı idareci listesini Türk Eğitim-Sen açıkladı

Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından kamuoyuna açıklanmayan okul idareci listesini Türk Eğitim-Sen açıkladı. Türk Eğitim-Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Selçuk Türkoğlu, “Milli Eğitim saklıyor, biz açıklıyoruz” başlığı ile saklanan müdür atamaları listesini kamuoyu ile paylaştı.

Türkoğlu, sendika binasında düzenlediği basın açıklamasında, bin 384 idareci adayı eğitimcinin Bursa’da geçen haftalarda mülakata katıldığını hatırlatarak, “Mülakat sonuçlarına göre 13-18 Kasım tarihleri arasında 394 boş kadro için idareci tercihleri yapılacaktı. Ancak mülakat sonuçlarını pek çok ilin açıklamasına rağmen Bursa Milli Eğitim’i açıklamamış ve kozmik odada saklamıştır.” dedi.

Bu durumun sıhhatli tercih yapma imkânını ortadan kaldırdığını, açıklık, şeffaflık ve adalet adına yüz karası olduğunu aktaran Türkoğlu, “Defalarca açıklanmasını talep ettiğimiz halde İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu meşru talebimizi yok saymış ve listeyi yayınlamamıştı.” şeklinde konuştu.

ONLAR YANDAŞLARA SAKLIYOR, BİZ TÜM EĞİTİMCİLERE AÇIKLIYORUZ

Bütün girişimleri neticesinde listenin tamamı olmasa da, önemli bir kısmını Bursa’daki eğitimcilerle bugün paylaşma imkanı bulduklarını aktaran Selçuk Türkoğlu, eğitimcilerin en azından eşit ve adil bir tercih yapma imkânına kısmen kavuşabileceğini aktardı.

Bursa Milli Eğitimi’nin yandaş sendikanın irtibat bürosu haline geldiğini ifade eden Türkoğlu, şunları söyledi: “Yapmış olduğu uygulamalar ve duyumlarımız gösteriyor>

Haberin devamı için TIKLAYINIZ

Seo kategorisine gönderildi | Yorum bırakın